Jane Schoenbrun’un Yeni Filmi Teenage Sex and Death at Camp Miasma Üzerine Bir İnceleme
Yönetmen Jane Schoenbrun, I Saw The TV Glow ve We’re All Going to the World’s Fair gibi yapımların ardından çocukluk takıntılarına odaklanan yeni projesi Teenage Sex and Death at Camp Miasma ile izleyici karşısına çıkıyor. Film, 80’lerin kült slasher serisi Camp Miasma’yı yeniden çekmeye çalışan queer yönetmen Kris Williams’ın hikayesini anlatıyor. Bu süreçte orijinal serinin yıldızı Billy Presley ile bir araya gelen Williams, sanat, gerçeklik ve sinematik şiddetin iç içe geçtiği karanlık bir dünyada buluyor kendini.
Camp Miasma hem erdemli, sözde akademik tür sineması değerlendirmelerinin bir parodisi hem de bizzat bu yaklaşımın bir katılımcısı olmayı başarıyor.
Senaryo bazen fazla didaktik ve karakterlerin aşırı analiz odaklı yapısı nedeniyle yorucu olsa da, Schoenbrun’un görsel dili filmi ayakta tutan en önemli unsur haline geliyor. Yönetmen, kendi sinematik kimliğini oluştururken Sunset Boulevard veya Wes Craven’ın New Nightmare gibi klasiklere doğrudan göndermeler yapmaktan çekinmiyor.
Film, görsel estetiği ve yönetmenlik becerisiyle öne çıkarken, zaman zaman yoğun metafor kullanımıyla anlatısını gölgeleyebiliyor. Özellikle Hannah Einbinder ve Gillian Anderson’ın performansları, filmin yarattığı tekinsiz havayı besleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Görsel dilindeki ustalığıyla dikkat çeken yapım, tür sinemasının sınırlarında gezinenler için hem tanıdık hem de oldukça provokatif bir deneyim sunuyor.
Kaynak: Ziyaret Et


